14 Şubat 2007 Çarşamba

Was ist das? Es ist das Kapital.

chakrabarty, provincializing europe'ta (turkcesi var mi acep bu kitabin piyasada??) kapitalizm ve farklilik iliskisini anlatirken 3 farkli yoldan bahseder: var olan farkliliklari asimile etmek, olmayan farkliliklari yaratmak, ya da bunu tuketim urunlerine donusturmek (avrupa'daki cokkulturluluk tartismalarinda siklikla kullanilan "gocmenler geldi iyi oldu farkli yemekler farkli muzikler "argumanini hatirlatmak isterim). her halukarda sermaye bu farkliliklari kendi devamliligi icin kullanmayi basarir chakrabarty'nin argumanina gore. farkliliklar siyasetinin kokeni de burasidir zaten ama o konuya girmek degil maksadim. sadece simdi anlatacagim olayin bana hatirlattigi bir sey bu soylediklerim.
asil mevzu sudur: gecenlerde bir e-mail geldi bana. efendim agos gazetesi'ne yurt capinda abone olmak artik elimizdeymis. eger istiyorsak sunlari bunlari yapmaliymisiz vs vs. o mailin uzerinden daha iki gun gecmeden gazete almaya gittigimde o telden raflarda bir degisiklik gozume carpti. bilin bakalim nedir? evet efendim pek isabetli bir tahmin: yine agos. ve dikkatinizi cekerim istanbul'dan falan degil canakkale'deki minnacik bir sokak arasi bakkalindan bahsediyorum. hayir derdim gazetenin satilmasi falan degil ki satilsin anadolu'da vakit nasil satilabiliyorsa her yerde agos da satilsin. ama sermayenin pek degerli bir canin kaybindan bile cikar saglayabildigini gormek cok aci.
bu cenazeden prim yapmak olayi iyice yuzsuzlesti bana gore. hepimiz cansuyuz mevzuunu bilmiyordum ogrendim lakin ondan once gozume baska birsey ilismisti benim. insan evde aylak aylak oturunca bol bol tv izliyor ya kanallar arasinda ziplarken bir aksam yurdum ekranlarinin guzide kanali star tv'nin fevkaladenin fevkinde yarisma programi popstar alaturka'ya da rastladim. seyirciler arasinda bir arkadasin elindeki pankart pek manidar: hepimiz erkan'iz. erkan da yarismacilardan biri olsa gerek. her slogani pek kolay benimseyen bizler hemen de donusturuveriyoruz anlamin nereye gittigine bakmaksizin.
evde olmak ve dahi bilgisayarsiz olmak televizyonda izleyecek bir sey bulamamak neye dalalettir? dvd izleyeceginize tabii ki. bacaklari uzatip oturarak arka arkaya iki uc film birden izlemek pek keyifli oluyor. en iyi tarafi da karsilastirmaya imkan vermesi. dvd'lerin arasindan rasgele cekilen ikili buyu ve turev olunca isler daha da neseli hale gelebiliyor. insan iyisiyle kotusuyle reklamlarin hayattaki yerini pek bir guzel kavriyor.
buyu'yu hatirlamayan yok heralde. hani galasinda sinemada yangin cikti millet canini zor kurtardi sonra herkes salonlara akti falan da filan. aman ya rabbi... ben bu kadar kolpa, bu kadar rezalet bir filmi omrumde izlemedim. o filmi seyretmekle gecirdigim sureyi (evet inatla sonuna kadar izledim) omrumden calinmis bir 95 dakika sayarim. hayir kan icin kirmizi boya kullanildigi olmustur da yagli duvar boyasiyla kan lekesi yapmak kimin aklina gelirdi ki?
gelelim turev'e... bilenler yine bileceklerdir ulas inac'in yanilmiyorsam ilk filmi bu ve gecen yil antalya'da en iyi film ve en iyi kadin oyuncu altin portakallarina layik goruldu. hatta sonra sinemada kimseler izlemedi gise hasilati sifira yakin oldu diye millet galeyana geldi "bu festivaller kimleri odullendiriyor?" diye. ama film muthis. hakikaten cok guzel. konuyu anlatamk istemem herkes gorsun bir sekilde bence ki zaten asil mevzumuz filmin kucucuk butcesinden reklama neredeyse hic pay ayrilmamis olmasinin yarattigi sonuc. bir tarafta buyu diger tarafta turev ve napolyon'un cinlayan kulaklari...
belki de bir kac yazidir suregelen indie tartismasina da baglamali bu yaziyi (yazarin eserleri arasindaki butunluk gozden kacmayacak boyutlardadir.) alintilayarak: "bundan 20 sene once de indie-rock vardi ve su an ulkemizi kasip kavuran bu dalga aslinda hep varoldu. istanbul'da yine konserler yapiliyordu, yine bunlar uzerine konusuluyordu. dolayisiyla 3 sene evvelinde surpriz bir sekilde olusmus bir olgu degil konustuklarimiz. (...) ne kadar iyidir ki parali organizasyonlar artik muse veya placebo disinda muzisyenler icin de keselerini aciyor, helldorado'yu veya diger gruplari iki ay once duymamis kisiler onlari dinlemeye basliyor." pekiyi acaba zevklerimizi biz degil de bir grup gorunmez eller mi belirliyor?

Hiç yorum yok: