entellektuel akademisyen ev kadini olmak zor zenaatmis sekerim. bu ozellikler birbirini inhibe ettigi icin soylemiyorum bunu; hatta fasilite ettigini iddia edenler bile olabilir ve lakin bunlarin ucu de ozunde tam zamanli isler olduklari icin, ucuyle birden ugrasmak fena halde time consuming olabiliyor.
ev kadini olmak zaten dunyanin en zor isi o konuda suphemiz olmasa gerek. aman pantolonun utusu cift cizgi olmasın, aman kuvette sac telleri su izleri olmasin, aman aksama misafirler salonu tozlu bulmasin derken insan omrunu heder eder de gene de yaranamaz kimselere. akademisyenlige gelirsek onun sonu daha da beter. oku oku oku oku oku oku oku oku oku oku oku oku oku oku oku yaz yaz yaz yaz yaz yaz yaz yaz yaz yaz yaz oku yaz oku yaz oku yaz oku yaz oku yaz... can sikici degil mi? ah bir de isin icinde olanlara soralim nasil. isin daha da beter yani bitmiyor anacim bu surec. her gun yeni teorisyenler ve yeni teoriler derken olene kadar gider bu is boyle. entellektuellik isin en boktan kismi, zira o bir meslek bile degilken hem en cok zaman hem de en cok para harcatan ve "who wants to be a millionaire?" gibi yarismalara katilip voleyi vurmadikca pek de bir kazanci olmayan bir mesguliyet. her gun piyasaya cikan kitaplar, muzik albumleri, vizyona giren filmler, festivaller, sergiler, konserler, yemeler, icmeler... kulturun tuketimle birlestigi noktada hic sonra ermeyecek bir baska kosturmaca.
insan bunlarin hepsini birden yapmak istediginde hayat aniden zorlasiyor. bir yandan evinizde zeytinyagli pirasanizi pisirip bir yandan da en son ihsan oktay anar kitabini okurken kitaba dalip yemegi yakabiliyorsunuz. kitap okumak yerine ders calisayim deseniz zaten eksik olan konsantrasyonunuz akliniz yemekte oldugu icin hepten darma duman oluyor. olmuyor yani olmuyor... bunun akabinde insan bir de entellektüel oldugundan kendisinden entellektuel olmayan bir ev kadinindan beklenenden daha fazlasi bekleniyor. ornegin sadece turk mutfaginda yetkin olmak insana yetmiyor. dunya mutfaklarina da el atmis olmak gerkiyor. kisinin hindistan'dan koriyi, cin'den soyayi, avusturya'dan schnitzel'i, iran'dan falafel'İ getirmis olmasi isteniyor. bu da yetmezmis gibi doymus yag nedir, proteinle karbonhidrat birlikte yenirse ne olur, salatanin sosunu hangi yagdan yapmak caizdir, sarabin sogutma derecesi nedir, marguarita en iyi hangi kadehten icilir sorularinin cevaplarina dair de bilgi sahibi olundugu on kabulunden hareket edildigi icin mutfak isi gittikce zorlasiyor. temizlik desen ayni nane; hayat zorlastikca zorlasiyor.
allah baska keder vermesin demisler, benimki de o hesap. o değil de schnitzel de ne guzel olmustu ama... altın sarısı citir citir...
ev kadini olmak zaten dunyanin en zor isi o konuda suphemiz olmasa gerek. aman pantolonun utusu cift cizgi olmasın, aman kuvette sac telleri su izleri olmasin, aman aksama misafirler salonu tozlu bulmasin derken insan omrunu heder eder de gene de yaranamaz kimselere. akademisyenlige gelirsek onun sonu daha da beter. oku oku oku oku oku oku oku oku oku oku oku oku oku oku oku yaz yaz yaz yaz yaz yaz yaz yaz yaz yaz yaz oku yaz oku yaz oku yaz oku yaz oku yaz... can sikici degil mi? ah bir de isin icinde olanlara soralim nasil. isin daha da beter yani bitmiyor anacim bu surec. her gun yeni teorisyenler ve yeni teoriler derken olene kadar gider bu is boyle. entellektuellik isin en boktan kismi, zira o bir meslek bile degilken hem en cok zaman hem de en cok para harcatan ve "who wants to be a millionaire?" gibi yarismalara katilip voleyi vurmadikca pek de bir kazanci olmayan bir mesguliyet. her gun piyasaya cikan kitaplar, muzik albumleri, vizyona giren filmler, festivaller, sergiler, konserler, yemeler, icmeler... kulturun tuketimle birlestigi noktada hic sonra ermeyecek bir baska kosturmaca.
insan bunlarin hepsini birden yapmak istediginde hayat aniden zorlasiyor. bir yandan evinizde zeytinyagli pirasanizi pisirip bir yandan da en son ihsan oktay anar kitabini okurken kitaba dalip yemegi yakabiliyorsunuz. kitap okumak yerine ders calisayim deseniz zaten eksik olan konsantrasyonunuz akliniz yemekte oldugu icin hepten darma duman oluyor. olmuyor yani olmuyor... bunun akabinde insan bir de entellektüel oldugundan kendisinden entellektuel olmayan bir ev kadinindan beklenenden daha fazlasi bekleniyor. ornegin sadece turk mutfaginda yetkin olmak insana yetmiyor. dunya mutfaklarina da el atmis olmak gerkiyor. kisinin hindistan'dan koriyi, cin'den soyayi, avusturya'dan schnitzel'i, iran'dan falafel'İ getirmis olmasi isteniyor. bu da yetmezmis gibi doymus yag nedir, proteinle karbonhidrat birlikte yenirse ne olur, salatanin sosunu hangi yagdan yapmak caizdir, sarabin sogutma derecesi nedir, marguarita en iyi hangi kadehten icilir sorularinin cevaplarina dair de bilgi sahibi olundugu on kabulunden hareket edildigi icin mutfak isi gittikce zorlasiyor. temizlik desen ayni nane; hayat zorlastikca zorlasiyor.
allah baska keder vermesin demisler, benimki de o hesap. o değil de schnitzel de ne guzel olmustu ama... altın sarısı citir citir...



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder