24 Kasım 2006 Cuma

iliskiler kaynakli bipolar bozukluk yasayan kiz cocugu

merak edenler icin ilk dakikada soyleyelim ki basliktaki kiz cocugu okumakta oldugunuz blog entrysini klavyeye alan kiz cocugu degildir. kendisinin yakinen gozlemleme firsatini buldugu, zaman zaman akil verdigi, ablalik ettigi, cok da sevdigi bir kardesidir. eger yaziyi "ahanda kiz kendini anlatmis" gozuyle okuyacaksiniz bu paragraf sizin icin son nokta. ha bu demek degil ki ben de benzer durumlarda benzer bipolar bozukluklar yasamiyorum. bilakis uc gun once sinirlenip "all males are bastards" cumlesini kendime siar edinirken, uc gun sonra "maybe some are not" diye acik kapilar birakabiliyorum. (mesela duses kapisi) ama bugun konumuz ben degilim, bugun konumuz minigim...

okulda ayni dersi aldigi
kurtlu bakla'si (ki bu nasil lakap diye sormayiniz biz de cozemedik henuz) kendisine bakiyor, ya da amiyane tabirle "kendisini kesiyor" diye o gun nesesinden yanina varilmayan, ertesi gun kurtlu bakla'yla ortak dersi oldugu icin saatlerce kendisine gardroptan kiyafet sectigimiz, vaktimizi hic cekinmeden kuaforde harcadigimiz, alisverislere gittigimiz cok sevdigim minigim. bu kadar cabamizin uzerine kurtlu bakla ile karsilasamadan eve geldiginde ya da cocuk kendinden mutevellit sebepler yuzunden ona dikkat etmediginde depresyonlardan depresyonlara suruklenen, yemeden icmeden kesilip kendini ickiye sigaraya vuran minigim. hatayi surekli kendinde aramaktan yorulmayan minigim. kucuk kadin haliyle aslinda hayatinda su ya da bu sekilde duygusal bir iliski yasadigi bir erkek olan kadinlarin saglam bir prototipini cizen minigim.

hakikaten de adina ister ask deyin, ister hoslanma, ister hoslanti (ebru akel getirin bana), ister cikma (ki bunun inisi neresi diye sorarim o zaman ben size), ister sevgili olma, ister takilma... artik hangi jargonu benimserseniz benimseyin neredeyse hepsinden bir ornek verdigim icin kafamdaki resmi anladiniz sanirim (zaten bilenler icin sorun yok da bilmeyenler icin lutfen: look at the big picture) hayatinda o ya da bu sekilde bir erkek olan kadinlarin hepsi yasiyor bu manik depresif ruh halini ki dedigim gibi bu erkegin kagit uzerinde resmi sevgilisi olmasina da gerek yok; derste gorup begendigi bir yakisikli bile olabilir. erkegin en ufak bir ilgililigi ya da ilgisizligi kisiyi aninda bulutlarin uzerine cikarip denizlerin dibine indirebilir. iyi guzel de nedir bu? neden sevdigimiz adam bugunu bizimle eve kapanip film seyrederek degil de erkek arkadaslariyla king oynayarak gecirdi diye bu kadar dertleniyoruz?

el cevap: e cunku hepimiz salagiz. aylar once bir yerlere "aptalin rengi olmaz ama cinsiyeti olur butun kadinlar aptaldir." yazmisim ki bu fikrim hala gecerli. aptallik geni x kromozomunda tasiniyor bence. erkekte de x var demeyin o sadece bir tane, y onu dengeliyor. ama kadinlarda ikisi yan yana geldi miydi dunyanin en buyuk aptallari oluyoruz biz. butun o "kadinlar duygusaldir, irrasyoneldir, bakiniz erkek oyle mi?" seklindeki soylemleri curutmek icin yillarimi harcayan ben diyorum ki evet kadinlar genetik olarak aptallar ve bu aptalligi bu kadar direkt soyleyemeyenler de kendilerini irrasyonel ya da duygusal olarak tanimliyor. bu fikrimi nereye dayandirdigimi soranlar olacaktir. hemen soyleyeyim efendim: kadinlar aptal olmasaydi asla anlayamadiklari yaratiklar olan erkeklere asik olmazlardi. halbuki onlar erkekleri seviyorlar. zaten bu yuzden kendileri aralarinda anlasmayi bir turlu beceremeseler de lezbiyenlere yonelik takdirim sonsuz. en azindan anladiklari insanlarla ugrasiyorlar bizim gibi belirsizliklerle degil...

1 yorum:

NeaL-o dedi ki...

yahu hakikaten özellikle kadınlar ilgi konusunda o kadar farklı ve anlaşılmaz sinyaller veriyorlar ki, ben hala anlayamıyorum "neden erkekler bizi anlamıyor?" sorusunun sorulduğunu. anlayabilselerdi o zaman akli denge bozukluğu düzeltilebilir, doktor- deli ,ilişkisi rasyonel bir şekilde yürütülebilirdi, ama o zaman da deli deli olmaktan çıkardı değil mi? (ne diyorum ben ya!)
neyse ilgiden bahsediyordum. kadınlar ne ister, erkek ilgi göstersin. erkek de android ya, nereye çeksen oraya gelir. gösteriyor ilgisini, bu sefer de kız "aman ya bu oğlan da çok pısırık oldu, ne desem yapıyor!" oluyor. yolunda giden her şey bize batıyor, bir kavga çıkarıp bir kulp takıp sürekli dengeyi bozmaya çalışıyoruz. yani "xx" olmak yetmiyor dengeli olmak için!