biraz gec kalinmis bir blogpost olacak bu muhtemelen ocak ayindan bu yana youtube'de en cok izlenen yerli videolardan birine dair...
efendim basliktan da anlasilacagi uzere konumuz sevtap parman'in que sera sera performansi. evet ablamiz komik, sesi kotu, sarkiyi da gayet arabesk tadlarla soyluyor, ingilizcesi felaket, jestler mimikler bariz turk falan filan. ilk izledigimde ben de guldum hatta ara sira canim sikildikca acip izliyorum hala ve o sayede sarkiyi ezberledim diyebilirim de. lakin an itibariyle dusundugum sey su: neden bu kadar gulduk, bu kadar dalga gectik ki biz bununla? ozellikle eksisozluk'teki yorumlari okuyunca iyice gerildim.
ne bekliyorduk ki zaten? sevtap parman gozunu sevdigim 80lerde cok mukemmel olmamakla beraber yine de duzgun olan vucudu (o yillarda estetik yok tabii) ve kisitli rol yapma kabiliyetiyle filmlerde oynamis, dergilerde gazetelerde cikan boy boy fotograflariyla yurdum erkeklerinin gozunu gonlunu acmis hala da orada burada izledigimiz gordugumuz uyduruk bir selebriticik ornegidir alt tarafi. yani sevtap hanimin soyunu sopunu gelmisini gecmisini bekgraundunu falan bilmiyorum da biz o donemin cumhurbaskaninin (turgut ozal) "if dey taç aur votırz, it vuld bi e riizın for vorr" dedigini de hatirlariz en turkce vurgu ve tonlamasiyla. zaten sorarim size hangimiz mukemmel aksansiz bir ingilizce konusuyoruz ki? benim yillarini amerika'da gecirmis stanford'larda columbia'larda okumus oralarda dersler vermis, yuzlerce ingilizce makale yazmis yayinlamis, yazdigindan kat be kat fazla ingilizce yayin okumus, o dilde konferanslar vermis sunumlar yapmis 50 yasindaki hocalarim bile ellerini sallayarak "dis iz a taym for çeync çeync" diyerek ders anlatiyorlarsa sevtap hanim'in "vıl ay bi riç" derken eliyle para isareti yapmasi neden batar ki gozumuze? turksun arkadasim sen. oradaki bas ve isaret parmaklarini birbirine surtmenin parayla ilgili oldugunu bir tek sen anliyorsun elin finlisine izlet bakalim o klibi gulecek mi senin gibi? gulmez, neden? anlamaz ki senin neye guldugunu. demek istedigim sudur ki, hepimizin icinde belli olculerde var ayni sacma sapanlik az ya da cok. az olan eksisozluk ahkamcisi oluyor, cok olan sevtap parman. hepsi bu kadar.
her ne kadar oyle gorunsem de siyasi dogruculuk yapmaya calismiyorum zira bu konudaki fikrim bellidir: siyasi dogruculuk denen sey basta amerikalilar olmak uzere dunyanin "bati" dedigimiz cenahinda bulunan bir grup insanin kendi vicdanlarini temizlemek, ayiplarini affettirmek icin uydurduklari ve yine gozunu sevdigim 80lerden itibaren bizim de uzerimize coken mcdonald's, disneyland, hollywood kulturu dalgasinin dayattigi hayatimizda asla dogru duzgun yer bulamayacak bir kavramdir. dalga geceriz biz karsimizdakiyle ama kendi gozumuzdeki copu gormeden onun gozundekini mertek zannederek; aslinda sormamiz gereken soruyu mutemadiyen es gecerken (devrik cumlelerimi sevsinler benim, daha ozne-tumlec-yuklem siralamasindan habersizim): ne olacagidi ki? siz sarkici bile olmayan bir sevtap parman'İ maymun edip kadina ingilizce sarki soyletmeye kalkarsaniz olacagi budur. vee tabi ki her sey olacagina varir...
efendim basliktan da anlasilacagi uzere konumuz sevtap parman'in que sera sera performansi. evet ablamiz komik, sesi kotu, sarkiyi da gayet arabesk tadlarla soyluyor, ingilizcesi felaket, jestler mimikler bariz turk falan filan. ilk izledigimde ben de guldum hatta ara sira canim sikildikca acip izliyorum hala ve o sayede sarkiyi ezberledim diyebilirim de. lakin an itibariyle dusundugum sey su: neden bu kadar gulduk, bu kadar dalga gectik ki biz bununla? ozellikle eksisozluk'teki yorumlari okuyunca iyice gerildim.
ne bekliyorduk ki zaten? sevtap parman gozunu sevdigim 80lerde cok mukemmel olmamakla beraber yine de duzgun olan vucudu (o yillarda estetik yok tabii) ve kisitli rol yapma kabiliyetiyle filmlerde oynamis, dergilerde gazetelerde cikan boy boy fotograflariyla yurdum erkeklerinin gozunu gonlunu acmis hala da orada burada izledigimiz gordugumuz uyduruk bir selebriticik ornegidir alt tarafi. yani sevtap hanimin soyunu sopunu gelmisini gecmisini bekgraundunu falan bilmiyorum da biz o donemin cumhurbaskaninin (turgut ozal) "if dey taç aur votırz, it vuld bi e riizın for vorr" dedigini de hatirlariz en turkce vurgu ve tonlamasiyla. zaten sorarim size hangimiz mukemmel aksansiz bir ingilizce konusuyoruz ki? benim yillarini amerika'da gecirmis stanford'larda columbia'larda okumus oralarda dersler vermis, yuzlerce ingilizce makale yazmis yayinlamis, yazdigindan kat be kat fazla ingilizce yayin okumus, o dilde konferanslar vermis sunumlar yapmis 50 yasindaki hocalarim bile ellerini sallayarak "dis iz a taym for çeync çeync" diyerek ders anlatiyorlarsa sevtap hanim'in "vıl ay bi riç" derken eliyle para isareti yapmasi neden batar ki gozumuze? turksun arkadasim sen. oradaki bas ve isaret parmaklarini birbirine surtmenin parayla ilgili oldugunu bir tek sen anliyorsun elin finlisine izlet bakalim o klibi gulecek mi senin gibi? gulmez, neden? anlamaz ki senin neye guldugunu. demek istedigim sudur ki, hepimizin icinde belli olculerde var ayni sacma sapanlik az ya da cok. az olan eksisozluk ahkamcisi oluyor, cok olan sevtap parman. hepsi bu kadar.
her ne kadar oyle gorunsem de siyasi dogruculuk yapmaya calismiyorum zira bu konudaki fikrim bellidir: siyasi dogruculuk denen sey basta amerikalilar olmak uzere dunyanin "bati" dedigimiz cenahinda bulunan bir grup insanin kendi vicdanlarini temizlemek, ayiplarini affettirmek icin uydurduklari ve yine gozunu sevdigim 80lerden itibaren bizim de uzerimize coken mcdonald's, disneyland, hollywood kulturu dalgasinin dayattigi hayatimizda asla dogru duzgun yer bulamayacak bir kavramdir. dalga geceriz biz karsimizdakiyle ama kendi gozumuzdeki copu gormeden onun gozundekini mertek zannederek; aslinda sormamiz gereken soruyu mutemadiyen es gecerken (devrik cumlelerimi sevsinler benim, daha ozne-tumlec-yuklem siralamasindan habersizim): ne olacagidi ki? siz sarkici bile olmayan bir sevtap parman'İ maymun edip kadina ingilizce sarki soyletmeye kalkarsaniz olacagi budur. vee tabi ki her sey olacagina varir...



1 yorum:
Ben aslinda cok merak ediyorum Ingilizce konusurken neyi nasil soyledigimi... Hani mesela "soraceksin" filan diyor bazi yabancilar Turkceyi ne kadar uzun sure konusurlarsa konussunlar, ben de kendimi merak ediyorum. Kelimeleri nasil yanlis soyluyorum, konusurken yutulmamasi gereken yerleri nasil ezip buzup acayiplestiriyorum falan filan.
Sevtap Parman konusunda bir sey demek istemiyorum, bosveer(me tabi sen)
Yorum Gönder