21 Mart 2007 Çarşamba

a perfect lie

gecen gun nip/tuck'tan hareketle, dizinin dusunsel ve duygusal derinliginden kaynaklandigi icin olsa gerek, aklima su geldi: sean mc namara gibi bir adami dunyanin baska yerlerini bilemiyorum ama turkiye'de bulmak imkansizdir bence. sevgi dolu aile babaligindan kart zamparaliga gecisinden falan bahsetmiyorum. onlar her yerde her durumda mevcut olan insan halleri. benim kastim sudur ki turkiye'de hicbir erkek karisiyla yasadigi cinsellikteki basarisizligini birilerine anlatmaz, hatta ve hatta kendine bile itiraf etmek istemez. halbuki bu beyimiz oyle mi? sabah geliyor klinige ameliyata girecekler, christian'la beraber eller yikaniyor, o esnada donen muhabbete bakiniz: "bu sabah julia'yla sevistik ama ben gene beceremedim allahini seversen soyle sen nasil bu kadar basarilisin?" benim aklim havsalam almiyor bu sekilde bir adamin varligini. zira her ne kadar cok fazla icinde bulunamamis ve ilk elden deneyimleyememiş olsam da iki turk erkeginin (evet ben de yeri gelince gayet ozcu olabiliyorum) boyle bir diyaloga girmesi imkansiz bence. bizde herkes bu konuda ennn basarilidir. en iyi opusen, en iyi sevisen, "kariyi altinda inim inim inleten", cikmadan bes miydi neydi oyle insan ustu basarilar gosteren heppp ama hep bizdendir.

bu esnada kadinlarin kendi aralarinda cinsel partnerlerini ne kadar basarisiz bulup ne kadar cekistirdiklerini anlamak icin sex and the city izlemeye hacet olmadigi da belirtilmelidir. uzgunum ama bizim en iyi arkadaslarimiz (ki erkek olup da cidden arkadaslarimiz olanlar da dahil bu ise) her turlu detayi duymakla bilmekle yukumlu kimselerdir ve bir kadinin yakin arkadasi ne kadar coksa hayatina giren erkegin cinsel (ki aslinda sadece cinsel de degil, her turlu ozel hayat ama konuya oradan girdigim icin oradan devam ediyorum) acidan nasil bir adam oldugunu o kadar cok insan bilir.

uzgunum sevgili sevisgenler, this is only a perfect lie...

3 yorum:

gaykedi dedi ki...

nip/tuck' a hiç takılmadım, son senelerde filmleri dışında beni çarpan tek dizi six feet under...
kadınlarda bahsettiğin özellik istisnalar hariç gaylerde de var :)

SE7IN dedi ki...

ben de six feet under'dan o kadar uzak kaldım ki. teey tey ilk sezonda claire'in sevgilisinin okul dolabına bacak koyduğu zamanlar geldi aklıma, şimdi kim bilir neler oluyordur

gayler kendi aralarımdaki ilişkilerinde nasıldır bilemiyorum ama bir kadın olarak bu tür sohbetleri gaylerle yapmanın çok daha keyifli olduğunu düşünüyorum ben. artık hem kendisi hem de sevgilisi erkek olduğu için her iki tarafı da daha kolay anlayabilmekte midir, yoksa bu tamamen o kişinin kendi empati yeteneğinden mi kaynaklanır bilemiyorum ama... gerçi bizimkiler oluşundan ve doğuşundan çoook meraklı adamlar oldukları için insanın ağzından lafı alana kadar pes etmezler anlatmamak gibi bir opsiyon söz konusu bile olamaz zaten... :p

Adsız dedi ki...

Son paragrafta bahsedilen sey, kadinlarin bir insanin sahip olabilecegi yuzlerce binlerce ozellik arasinda en kotusunu secip almis olduklarini gosteriyor malesef. bir insan yasadigi cinselligi anlatmak yerine cinselligi yasadigi kisinin ozelini anlatiyorsa bunun hemcins samimiyeti vb. aciklamasi olamayacagini dusunuyorum. illa konusulacaksa da yakin arkadaslarina ornegin "dun deliler gibi sevistim gerisi de sizi ilgilendirmez" diyebilen kadinlarin cogalmasi dilegiyle...