13 Ocak 2007 Cumartesi

previously on...

...LOST... o dizinin kurgusuna dair super bir isim bence. tam anlamiyla cift okumalik, alt metinlik bir durum. hem kaybolmus, nerede olduklari bilinmeyen, yaklasik 70 gundur kendilerinden haber bile alinamayan insanlar; hem de flashbackler sayesinde gordugumuz gecmis hayatlarindaki kayiplari: babasini kaybeden jack, hayatinin askini kaybeden kate, ailesini kaybeden sawyer, bobregini kaybeden john, inandigi degerleri kaybeden sayid... biraz dusunulse herkesle ilgili bir sey bulunabilir bu kayiplar konusunda. ama kaybedilenin izinin kaybolmadigi da bir gercek.

keske anilarimiz icin de istanbul sokaklarinda dolanip kirlenen kumas topundan kesilen parcanin uzerindeki 300 cesit lekeyi temizleyen bir ayse teyze deterjani olsaydi. anilari beyaz gomlegin uzerindeki ketcap lekesi, camurlu coraplardaki cimen lekesi ya da halidaki yerlesmis toz kutlesi olarak gormek ne kadar rahatlatici olurdu. yikardik her turlu aniyla bezeli giysimizi esyamizi, uzerine bir de kendimizi cagaloglu hamaminin gobek tasinda natir ya da tellagin ellerine birakir gozeneklerimiz acilana kadar kurtulurduk anilardan. ondan sonra oooh sutten cikmis ak kasik misali hayata sil bastan...

bu kadar reklamdan bahsetmisken aklima bir sey takildi bu sabah guneye inis esnasinda (yokus asagi insanin zihni aciliyor hakkaten). turkiye'deki mainstream medyaya ozellikle televizyonlara baktigimizda nedense hic turbanli kadin yok ortalikta. "islamci kesim"in (o da neyse artik, nefret ediyorum bu tabirden ama baska bir karsilik bulamadim) kendi kanallarinda rastlamak mumkun basi ortulu kadinlara, haber spikeri olan da var reklamlarda oynayan da var ama genellikle ya tesettur giyim firmalarinin reklamlari oluyor onlar da ya da yine "yesil sermaye"nin tuketim urunlerinin reklamlari. allahinizi severseniz bu kadinlar hic mi regl olup hijyenik ped ya da tampon kullanmazlar? ya da bu tur saglik urunlerini sadece basi ortulu olmayan kadinlar mi kullanir? haydi onu gectim, mahremdir, namahremdir, erkek gozunden gizlenmesi gereklidir vs vs. pekiyi bu kadinlar hic mi camasir bulasik yikamiyor? hicbirinin evine mi deterjan girmiyor? hicbirinin mi camasir ya da bulasik makinesi yok? ah bakiniz bulasik makinesi demisken gecen gun gordugum bir reklamda soyle bir sekans vardi: hanim ablamiz bulasiklari elinde yikiyor, suyu, zamani enerjiyi bosa harcadigi, israfin dibine vurdugu yetmiyormus gibi mutfak darmadagin, kendisi bitkin vaziyette, ustu basi dokuluyor... ve ve en onemlisi kendisinin basinda bir tulbent var. halbuki yine ayni hanim abla bulasik makinesi teknolojisiyle tanistigi anda modernizmin ve kapitalist ekonomi politigin her turlu geregini yerine getirip hem emekten hem de kaynaklardan tasarruf ederken bir yandan hoooop ne oluyor? kilik kiyafeti degisiveriyor. sik bir pantolon ustunde parlak renkli bir bluz ve tabii ki ne olmus? tulbent falan bir kenarlara atilmis saclar fonlu bakimli; cocuguyla oyun oynamaya vakit bulabilen modern turk kadini. kafamizdaki geleneksel ve modern imajlari, stereotipleri o kadar yerlesmis o kadar kemiklesmis ki basortusu ve bulasik makinesini birbirini destekleyen iki sembol olarak kullanmaya basliyoruz artik.

ha bu arada basortusu ve reklam iliskisi demisken bir ornek daha geldi aklima: sampuan reklamlari. evet evet basortulu kadina resmen kel muamelesi yapiyor bence bu reklamcilar. saci disarida gorunmuyor ya nasilsa o zaman bowling salonunda ya da otoparkta ve hatta konserde blendax ya da elidor kizlari gibi saclarini savurup agzi acik ayran budalasi erkekleri etkileme gibi bir durumu olamaz. o zaman ne gerek var onlari reklamlara dahil etmeye. biz sahilde sacini sapkasinin icine sokmus kizi cekeriz hem ona bikini de giydirebiliriz, ooh daha fazla et, daha fazla bakis, gelsin paralarrrr... halbuki hele bu aralar ozellikle pantene reklamlarinda toplumsal kimligin disindaki ozel kimlige yapilan vurgu da artmisken biri de soyle bir reklam cekse mesela: kadin basortuludur, evine gelir ve o piril piril ipek renki basortusunu cikarir, altindan isil isil dalgali saclari cikar (reklamlarda da saclar hep boyledir ya... bir bizim yok oyle sacimiz) cocugu etrafinda "anne anne" diye zipirdanir beraber kuaforculuk oynarlar, kocasi kadinin sacinin guzelliginden dem vurur vs vs. (biraz uyduruk bir senaryo ama her turlu gelistirme duzeltme ve elestiriye acigiz)

bizim toplumumuzdaki demokrasi tahayyullerimiz, modernite beklentilerimiz bu kadar yuksekken hala universitelere basortusuyle girmenin yasak olmasi, kamusal alan tartismalarinin temcit pilavi gibi isitilip isitilip onumuze konulmasi hak midir bize? ondan sonra da nilufer gole isi yoksa yazsin dursun yok modern mahrem, yok new public visibility of islam falan da filan diye. hani nerede? hocaam hocaam bir merve kavakci ornegini ele alip koskoca makaleyi yazmissiniz iyi hos da asil kamusal gorunurluk kitle medyasi degil midir?

goruldugu uzere artik televizyonu aptal kutusu olarak kullanma, reklamlardaki renkli hayatlari ozenerek izleme zevkimizi de kaybettik, kahrolsun akademi. hatta bkz: akademi yikilsin yerine kapali havuz yapilsin.

Hiç yorum yok: