17 Aralık 2006 Pazar

hate speech-2

"en basit insanlik suclarindan biri sayilan ve dunyanin pek cok yerinde yasaklanmis seydir. hate speech seklinde bir arama yapildiginda hakkinda cok daha detayli bilgi bulunabilecektir. fakat kisaca tarif etmemiz gerekirse belli bir grubu dil, din, irk, biyolojik ya da toplumsal cinsiyet, cinsel tercih, politik yonelim vb acilardan toptan asagilayici sozlere maruz birakmaya nefret konusmasi denir.

butun yahudilerden nefret ediyorum
butun japonlardan igreniyorum
butun ibneler olsun istiyorum gibi"

seklinde tanimlamisim nefret konusmasini tarihin bir yerlerinde bir zamanlar. ama bugun yine birilerinden nefret edecegim sanirim. daha dogrusu birilerine yonelik uzun vadeli nefretimi nesnelestirecegim artik. ozellikle bekledim, gunlerin hatta yillarin gecmesini bekledim ki kuyruk acisiyla alel acele birseyler yazmayayayim, olayla aramdaki mesafem buyusun ki fevri bir tavir takinmakla suclanmayayim diye. ama artik yeter. hayatimin son 5 yilinda su ya da bu sekilde karsilasmak zorunda kaldigim bu topluluktan sikayetimi dile getirmenin zamani geldi de geciyor bile. kim bunlar? (gulmeyin sakin cok fena yaparim) bogazici universitesi idari personeli... kadinindan erkegine (ki erkek nufusu kisitlidir) gencinden yaslisina, bilgisayar teknikerinden muhasebe sorumlusuna kadar hepsi hem de. hepinizden nefret ediyorum gerizekalilar. (ohom sukunetimizi kaybetmeyelim)

simdi bu satirlari okumaya lutfedip uzerine dusunmeye iki kat lutfedecek kimseler "nefret edecek insan mi bulamadin? ne yaptilar sana?" sorusunu hakli olarak soracaklari icin kendilerine minik bir aciklama yapmaliyim sanirim. efendim benim, ve eminim ki bu okulda okuyan 10bin kusur ogrencinin pek cogunun, bu insanlardan nefretimizin bir ana sebebi var (zaten diger sebepler de bu sebebin turevleri) (bu arada cocugunun adini turev koyan insanlar varmis aramizda, onlarla da hesaplasicaz bir ara) o da sudur ki bu insanlar bizden nefret ediyor. evet evet yanlis duymadiniz bu insanlar bizden nefret ediyor. ben hatirlarim zamaninda eksisozluk'te bir bim calisaniyla ilgili bir yazi yazilmis, olay mahkemelik olmustu hatta. bu kadar da yaygin bir durum yani bu karsilikli nefret hali.

sebebini gercekten bilmiyorum. ne de olsa universite sinavina beraber girmedik, "siz olmasaydiniz biz girecektik buraya" diye dusunuyor olamazlar, cocuklariyla ilgili kaygilari var desem, o kadar da yasli degiller bizim yasimizda cocuklari da olamaz. tipimizi begenmiyorlar desem, butun personel butun okulu cirkin bulacak degil heralde. nedir ulan sizin derdiniz? kendi ayarinizdaki bir suru devlet memurunun hayal bile edemeyecegi kadar rahat kosullarda, butun gun solitaire oynayip, orgu ordugunuz yetmiyor mu? sadece sizin degil sevimsiz cocuklarinizin bile sonuna kadar imkanlarindan faydalandigi (kresten tutun da yazlari yuzme kursuna kadar her sey var) su okulda biz ne yaptik size de bu kadar kotu muameleyi hak ettik. bir ogrenci belgesi cikarmak icin sadece print tusuna dokunmaniz gerekirken ogrenciyi en az 24 saat (eskiden 2 gundu hatta) bekletecek kadar ne yapiyor olabilirsiniz ki?

simdi en son olayi anlatiyorum. gerci anlatmakla olmaz yasamak lazim. insanlarin yuzlerindeki ifadeleri gormek lazim. cunku simdi ben "asik suratla, gulumseyerek" vb ibarelerle ortami tasvir etmeye calissam da tarafli oldugumu argumanimi guclendirmek icin olmayani var gibi gosterdigimi iddia edenler cikabilir. neyse gene de yazalim:

gunlerden persembe, sabah saat 11 sularinda ib'ye gidip sinifa giren se7in kisisi sinifta alican'la karsilasir. gunaydin faslinin akabinde alican "gordun mu yukaridaki koridora yazi asmislar acilen hesap islerine gimen gerekiyormus" der ve dadasdasdadas (dandadadan dinleyeniniz var mi?) se7in kisisi icin sonun baslangici yasanir. "aa oyle mi?" falan derken kosarak ust koridora cikilir, panoya bakilir, alican dogru soylemektedir. tabi bir detay gozden kacmistir: duyuruda isim sevim olarak gorunmektedir. hayati boyunca adinin yanlis yazilmasina aliskin oldugundan olsa gerek durumu pek de onemsemez, sinifa geri doner ve dersten sonra hesap islerine gitmeye karar verir. nitekim ders biter, hesap islerine gidilir. orada ogrenci asistanlarindan sorumlu hanim ablamiz (yesim hanim ismi de sanirim) ile gorusulur. yesim hanim sormadan sorusturmadan "2 vesikalik fotograf, tc kimlik no, vergi no, garanti bankasi hesap no, kimlik fotokopini bize getiriyorsun" der ve konuyu kapatir. "benim garanti bankasinda hesabim var ama kendi adima degil" sorusuna binaen "aaa olmaz, kos actir bi tane hesap hemen, cigdem hanima git, o hemen acsin yoksa 2-3 hafta surer, o da bizim icin cok uzun bi sure" diye cevap verince se7in stres olur. "peki bunlari size ne zamana kadar teslim edebilirim?" diye sorunca "
bu hafta icinde bize getiriyorsun" cevabini alir. "ama bugun zaten gunlerden persembe" diye bir kucuk emrah bakisi atan se7in "pazartesi de olur" cevabiyla karsilasinca biraz rahatlar. bu arada kendisi listede sevim seklinde yazilmis adini da duzelttirmeyi ihmal etmemistir (nasil olduysa artik).

o telasla binadan cikan se7in kostura kostura kampus icindeki garanti subesine gider, yarim saat bekler (cigdem hanim izindeymis yerine baska bi hanim varmis onun da biraz isi varmis vs vs) ivir zivir bir suru belge doldurur ve en sonunda elinde bir hesap numarasiyla ve muzaffer bir edayla cikmayi basarir bankadan. cafe bu'ya arkadaslarinin yanina kosar. ama yayla corbasi ve tortellinisini kola esliginde tuketirken ici pek rahat degildir. (yemekleri de begenmedim zaten, bi daha orada yemeyelim) zira gidip vesikalik fotograf cektirmesi gerekmektedir (arada bir de "napican kizim vesikalik fotografi, vesikalandin mi?" seklinde sekizinci sinif esprilere kurban gitmis, espriyi yapanla arkadasligini ayakustu gozden gecirmistir). cikista hisarustu'nde bildigi tek fotograf studyosuna gidip asik suratiyla kameraya poz verirken bir de fotografcidan azar isitir: "hanfendi cok soluk duruyorsunuz olmaz ki boyle... tebessum lutfen aaaa ama" adamin hatri olsun diye en cok sirittigi fotografi "e bu olsun bari" diye kerhen begenip bastirtir bir de uzerine 6 tane rengi bile duzgun olmayan fotograf icin 10 ytl bayilir. (hayir parasinda degilim ama herseyi aciklamak adina yaziyorum bunlari da) ertesi gune hazir olacak fotograflarini studyoda birakip yurduna dogru yol alir.

ve cuma... normal kosullar altinda cuma gunu degil okula gitmek, kampusun yakinindan bile gecmekten hoslanmayan se7in kisisi sabahin korunde kalkar. dus, dis vb her turlu hijyen ve saglik prosedurunu yerine getirdikten sonra (hayir bunlari da soyluyorum ki beni tanimayanlar "kokuyosundur sen o yuzden kotu davranmislardir sana" falan demesin) gayet duzgun giyinerek (esofmanla falan da gitmedim, hatta sacimi bile yaptim) okula dogru yol alir. yolda fotograflarini alir, hic begenmez, nufus cuzdaninin fotokopisini cektirir, diger belgelerin yanina cantasina atar ve pit pit hesap islerinin kapisindan iceri girer. yesim hanim soran gozlerle kendisine bakmaktadir yine (ulan daha dun geldim be yuhhh). durum bir kez daha acikliga kavusturulur (ogrenci asistanligi... maas... belge...) ve belgeler yesim hanima tam teslim edildiginde o kilit soru gelir kendisinden: "senin (bak bi de sen diyo terbiyesiz yaa) daha evvel ssk'da kaydin yoktu dimi?" icinden "hah iste biliyodum" diye sevindirik olan se7in kisisi (adimizi da sevin koymuslar hep sevindirik olalim diye ama yok yani faydasiz) "vaaarrr, hatta bakin oraya ssk sicil numarami da yazdim ne olur ne olmaz diye" cevabini verince hayalkirikliginin baskentinde bir hayalkirikligina daha gark oluverir bir anda: "e o zaman bunlara gerek yoktu ki sadece hesap numarasi yeterli bizim icin!!!" olur musun oldurur musun diye pek guzel demis eskiler ya o durumda ikisini de yapamayan zavalli se7in kisisi (se7in kisisi de neyse ben ulan iste ben) sadece yutkunmakla yetinir ve "hmm" gibi bir ses cikar kendisinden ancak. bu arada yesim hanim ssk'nin kayitlarinda kendisini aramaya baslamis cikan sonuclarda "anne adi sevil, baba adi ismail abdulkadir di mi?" diye teyit alir gibi yaparken cumlenin "sevil" kismindaki burun kivirmasi (nedense artik?) gozlerden kacmamistir. neyse her sey bittikten sonra "baska yapacagim bir sey var mi?" sorusunu yonelten se7in'e "yok 14 ocakta bu hesaba bakarsin" demis ve macera da burada bitmistir.

hikayede altini cizmek istedigimiz noktalar muhtemelen zaten ortada olmakla beraber yine de dikkatsiz okuyucu icin bir kez daha bastan alalim. ilk olarak sevin kelimesi her turlu yurdum burokrasisinde oldugu uzere daha en bastan listelere yanlis gecirilmis; ikincisi yurdum zavallisi se7in taa ocak ayinin 14unde sonuca varacak bir islem icin deadline'i maksimum uc gun sonra olan bir surec icine sokulmus; ucuncusu sormadan sorusturmadan binbir turlu belge istendigi ve ogrenci maddi manevi bir suru zarara sokuldugu yetmiyormus gibi belgelerin aslinda hicbirinin gerekli olmadigi tek bir hesap numarasiyla her seyin halledilebilecegi gorulmus; dorduncusu memure karsisindaki ogrenciye "sen" diye hitap etmekten kesinlikle kacinmamis hatta her turlu suratsizligiyla da "who's the boss now?" mesajini gozumuze gozumuze sokmustur. su okulda besinci yilini yasayan ve her donem en az mutlaka bir kere idari personelle isi olan se7in kisisi icin bu durum sadece miniminnacik bir ornektir ki kendisi idari personel gazabindan cok fazla cekmis bir insan da degildir (yigidi oldur hakkini teslim et, daha neler gorduk biz).

simdi benim asil merak ettigim konu su: baska universitelerde benzer pozisyonlarda calisan insanlar da islerinden ya da en azindan hizmet sunduklari/sunmak zorunda olduklari tuketiciden bu kadar nefret ediyor mudur? sorumsuzluk, ilgisizlik, suratsizlik, sevimsizlik sadece bizim okulun icine mi islemis yoksa bu genel bir yurdum hali de ben mi cok egosantrik yaklasiyorum olaya. kendi soruma yanit vermem beklenirse sanirim ikincisi daha dogru zira ben tapu dairesinde de nufus mudurlugunde de gordum bu insanlarin benzerlerini. peki o zaman nereden cikiyor bu insanlar? kim bunlar? benim cevremde hic kimse hicbir alisverisinde bu kadar suratsiz degilken, karsimdakinden de ayni seyi beklemek hakkim degil mi? (gulfem'in kulaklari cinlasin: cin lokantasinda asciya "ellerin dert gormesin" diyebilmek icin garsondan ayak ustu cince ogrenmisti) turkiye'de yasam kosullari herkesi hayatindan bu kadar nefret ettirmis, herkesi daha iyisinin hayaliyle basbasa birakmis, bu yuzden de herkesi bu kadar mutsuz etmis olabilir mi?

gene nefret edemedim sizden, gene bir sekilde hakli gordum hem sizi hem kendimi. bu gidisle sadece kendi kendimden nefret edebilir hale gelicem, kimseden nefret edemedigim icin...

2 yorum:

narsis dedi ki...

Ben o Ögrenci İşleri'nde ögrenci blgesi almak için konusmak zorunda kaldıgım kadınlarla hep papaz oluyorum.

Bir Çarşamba gününden Cuma mesai saati bitimine kadar bana lazım olan bir ögrenci belgesi için gidip parayı yatırıp kadndan yarın öglen bile alırsın teyidini alıp (Bir belge iki gnde çıkmaz kardesim, bir tus bir imza... Toplasan on dakika. Tamam yogun zamanlarınız oluyor da genelde gevezelikle yogunsunuz ne yapayım!!!) Cuma ögle tatilinden önce gittigimde pişkin pişkin basvuru kagıdımı ve banka neyiydi o ya bak saat yine bes oldu pilim bitti - kaybettiklerini söyleyip bankadan yeni bir o kagıttan (hala aklıma gelmiyor) almamı buyurdular. La havle gittim, olmadı. Nedenini ögrenci işlerindeki insana acıkladım, o zaman yeniden üç milyon yatıracaksın dedi.

Sesimi yükseltmekten utanırım, insan gibi konusurken yapmıyor bagırınca işimi yapıyorlar diye o insanlar adına utanırım ama bazen gerekli ne yazık ki.

Perde perde yükselen sinirli sesim nedeniyle azcık uyandılar yüzyıllık uykularından. Ne münasebet ya, neden ben baska bir üç milyon daha veriyorum ki onların sorumsuzlugu yüzünden ya da hadi ben verebilirdim de o parayı veremeeycek ögrenci vardır bu okulda ne hakları var pişkin pişkin git bi daa yatır demeye.

Tabi ben çemkirella olarak işimi hallettirdim de, kadın niye bana konusuyorsun ben kaybetmedm ki kagıdını dedi. fff fff kim kaybetti be kadın senin calıstıgın daire kaybetti işte sen de onu temsil ediyorsun da otur evladım basarısız bir temsil olmus sıfır veriyorum bir dahakine cok calıs.

neyse daha bir sürü var böyle de... Hatırladıkca sinirleniyorum.

SE7IN dedi ki...

hah agzina saglik elifcim. yaz boyle de benim sahsi bi sorunumu ortaya doktugum ve genelleyip calisanlara mal ettigim gibi yanlis bir kaniya kapilmasin bizim okulu bilmeyenler =)