neyi? bilmiyorum. neyi istemedigimi bilmek bile istemiyorum.
"her seyi biliyoruz artik, ne kadar sikici. o kadar uzun yasadik ki bilmedigimiz hicbir sey kalmadi.
bilmedigimiz birseyler bulsak.
neyi bilmiyoruz ki?
ah iste... neyi bilmedigimizi bilmiyoruz. neyi bilmedigimizi ogrenmezsek bilmedigimiz birseyler olur di mi?
bilmedigimiz ne kaldi miska?
bilmem ki..."
cok sey yasandi su son bir yil icinde ya da aslinda hicbir sey yasanmadi. cok sey duyduk, cok sey gorduk. ya da aslinda hicbir sey. her ogrendigi arti bir sey cehaletinin ne kadar buyuk oldugunu gosterir ya insana hani, keske hafizami silebilsem sifir bile degil eksi degerler vurabilsem. belki o zaman bilge insan olabilirim. aksi takdirde delirir insan, zaten her filozof/dahi biraz deli degil mi?
kitap, muzik sinema, tiyatro... neden sever insan bunlari? neden bunlara siginarak yasar mutsuz oldugunda? baskalarinin hayatlari cunku bunlar. kendinden sikilan insana alternatif sunabilen yegane seyler bunlar. tabi bir de dine siginanlar var ki cok mantikli. yukarilarda bir yerlerde herseye gucu yeten bir varlik. inanilmaz bir rahatlama duygusu, sorumluluktan kurtarir insani belki. keske dindar olabilseydim. keske omrumu bir odada kur'an okuyarak, namaz kilarak, dua ederek gecirebilseydim. keske hic keske demeseydim ya da deseydim.
bilmiyorum, bilmek de istemiyorum. hayir hem de hic istemiyorum...
"her seyi biliyoruz artik, ne kadar sikici. o kadar uzun yasadik ki bilmedigimiz hicbir sey kalmadi.
bilmedigimiz birseyler bulsak.
neyi bilmiyoruz ki?
ah iste... neyi bilmedigimizi bilmiyoruz. neyi bilmedigimizi ogrenmezsek bilmedigimiz birseyler olur di mi?
bilmedigimiz ne kaldi miska?
bilmem ki..."
cok sey yasandi su son bir yil icinde ya da aslinda hicbir sey yasanmadi. cok sey duyduk, cok sey gorduk. ya da aslinda hicbir sey. her ogrendigi arti bir sey cehaletinin ne kadar buyuk oldugunu gosterir ya insana hani, keske hafizami silebilsem sifir bile degil eksi degerler vurabilsem. belki o zaman bilge insan olabilirim. aksi takdirde delirir insan, zaten her filozof/dahi biraz deli degil mi?
kitap, muzik sinema, tiyatro... neden sever insan bunlari? neden bunlara siginarak yasar mutsuz oldugunda? baskalarinin hayatlari cunku bunlar. kendinden sikilan insana alternatif sunabilen yegane seyler bunlar. tabi bir de dine siginanlar var ki cok mantikli. yukarilarda bir yerlerde herseye gucu yeten bir varlik. inanilmaz bir rahatlama duygusu, sorumluluktan kurtarir insani belki. keske dindar olabilseydim. keske omrumu bir odada kur'an okuyarak, namaz kilarak, dua ederek gecirebilseydim. keske hic keske demeseydim ya da deseydim.
bilmiyorum, bilmek de istemiyorum. hayir hem de hic istemiyorum...



3 yorum:
bilmek istemediğini sanmıyorum, sadece bildiklerine isyan edebilirsin hayal ettiğin kadar çıkmadıkları için.
art is a consumption just like any other product, with its rules and its social ground and its "symbolic words" which is even more narrow than language. rose means love right. no it doesnt.
it is just that this data smog is too much for us to handle: because the transition was so fast, we didn't have the time to adapt and you and your social class is the best in doing this when compared to the rest actually. It somehow fits the body but it doesn't fit the soul if you consider the two to be seperate.
the unknown attracts human. but as unkonown dissolves on tv and www, there remains less space for us to dream and everything consists of materials eventually. but because we learned "the depth of dreaming" (not the materials themselves)we still long for it. today children have their own constructed visual dreams on computers and we had a time that we didn't. our soul space is being invaded. that's the main problem (as one of my teacher says with a smile at the end of each sentence:)to my humble opinion.
bilmek istemiyorsun ama gene de söyleyeyim (kendimden gönderme: bilmek mutsuzluk getirir se7inciğim, hadi mağaralarımıza dönelim!!!!)
goethe'nin gene (susmamış yani bu konuda) bir lafı var: "bir insan sahipse sanata ve bilime, sahiptir dine de; yoksunsa ikisinden de, sarılmalıdır dine"
bir insan her zaman diğerinin hayatını merak eder, merak duygusuna geldik gene, asla tükenmez. hele başkalarına olan merakımız sonsuzdur. öyle olmasa dedikodu asla var olmazdı, ünlüler hakkında "skandal" diye bir şey ortaya çıkmazdı, hiç var olmazdı.
din meselesine gelince... inancını yıllar önce yitirmiş biri olarak bu konuya böyle bakamıyorum, bir tek dine bağlayamıyorum işte, insan kendini dine bağlamamalı, ben bağlayamazdım yani, o kadar ermiş olmam için ortamımı tamamen yıkmam, dağa kaçmam gerekir. gene diyorum basit bir yaşamın yanında yoğun bir tanrı inancımız olsa, zaten olmak zorunda, çünkü o zaman inanacak başka bir şeyin yok. hayat karmaşıklaştıkça bu inanç pek çok insanda kayboluyor.
niye yazdım ki bunları, sen anlık duygularınla "ulan yeter be yazıyorum artık!" diye bir yazı yazdın ben de genele vuruyorum, ne ayıp.
dear chemical, (why english? =)) )
you may be right that i am disappointed with what i've learned and so i'm reflecting my disappointment on the information, per se. you know our discussions about the importance of the internet in our lives and the conclusion that we reached that our life would be impossible without it. but i miss the days we wondered, we tried to remember (for further information please read msg and the commentaries =)) ) i am tired of letting go at the dreams that others are making, i want my own dreamspaces back. am i being too demanding?
ve sevgili oLIN87,
o yaziyi yazarken "magaralarimiza donelim" cumlesi aklimdan gecmedi desem yalan olur. ama daha once bir yazida (msg'ydi sanirim yine) yazdim diye kendimi tekrarlamak istemedim pek.
goethe guzel demis hakikaten. bilim konusunda pek huzurlu degilim gerci. bilim modern insaninin. aydinlanma sonrasi donemin dini haline geldi. gittikce dogmatiklesiyor hatta. bir de bu yapisalcilik sonrasi yazarlari okudugumdan beri bilime karsi tavrim degisti. resmen hepsini ideolojinin insanlari manipule etmek, kendini mesrulastirmak icin kurdugu tarafli bilgi birikimi turleri olarak gormeye basladim. ama sanat tabii ki gozumuzde ve gonlumuzde yeri her zaman ayri olan ve olacak olan bir bilgi turu.
ben de inancimi kaybedeli cok zaman oldu. o yuzden artik, daga bile ciksam, yok faydasi donemem o rahat kaygisiz donemlere. ama yine de basit bir hayat cok daha huzurlu olabilirdi. heidi olsam mesela. alplerde buyuk babamla yasayip peynir yesem, peter'le keci kovalasam kelebek ucursam. gerci o zaman da clara girerdi hayatima. sonra onun o sevimsiz murebbiyesi ve onun egitim kaygilari. ay yok huzur yok bana su dunyada... =)))
bu arada yorumlarin cok degerli biliyorsun. yani okuyabileceginiz bir yere yaziyorsam yazimi yorum yapmak okuyanlarin en dogal hakki. hatta yapmazsaniz kirilirim vallahi =))
Yorum Gönder